Balyoz gözaltılarının yaşandığı, yargıda derin bir krizin uzantılarının yeni yeni atlatılabildiği şu günlerde; biraz gündemden uzaklaşalım, birazda tarihin ince ayrıntılarında saklı bir takım realitelere ışık tutalım istiyorum. ABD' nin Ortadoğu siyasetinin nerelere dayandığı konusunda eminim çoğu kimse fazla bilgi sahibi değildir. Buda gayet doğal. Malum Büyük Ortadoğu projesinin temellerini arayış içersine girmek sanıldığı kadar kolay değil. Neden mi? Çünkü Ortadoğu, ucu açık ve sınırları haddinden fazla çıkarı içersinde barındıran bir coğrafyayı oluşturmaktadır. Dolayısıyla, ABD' nin Büyük Ortadoğu siyaseti geniş bir süreci kapsar. Bu süreç aynı zamanda ABD' nin günümüz dış politikasını da büyük ölçüde şekillendirmiştir, diyebiliriz. Bu süreci açalım isterseniz..... Sevgili dostlar; 1946' larda 2. Dünya Savaşı bitmiş ve dünya çetin bir muharebenin eşiğinden çıkmış iken, dönemin konjonktürel yapısıda devletler arası kutuplaşma ihtiyacını doğurmuştur. O dönemde Sovyet Rusya' nın yayılmacı emperyalizminin önünde duracak tek güç ABD idi. ABD' de haliyle, kendi paktını oluşturabilmek adına; Avrupa'da bir takım dengeler kurmak istedi.
Öncelikle Sovyet Rusya'nın yayılmacı siyasetinden tedirgin olan İngiltere, ABD' ye farklı yaklaşımlar beslemeye başladı.2. Dünya Savaşından güçsüz-bitkin çıkan İngiltere, kendi sömürgelerindeki Sovyet çıkarlarını etkisiz kılabilmek için; mecburen ABD yönetimine bir takım muhtıralar sundu. Bu gelişmeler Truman doktri'ini hızlandıran en önemli gelişmelerdi. Kısaca bu doktrini açıklamak gerekirse: Sovyet Rusya' nin Ortadoğu ve Akdeniz'e inmek için tehtid ettiği Türkiye ve Yunanistan' a, ABD' nin askeri yardım yapmasını öngeren bir plandı. Truman Doktrini dedikleri tasarı budur. İngiltere bazı girişimler neticesinde şubat 1947' de; biri Yunanistan biri Türkiye hakkında olmak üzere, iki muhtırayı ABD hükümetine verdi. Bu muhtıralar sonucunda 'Başkan Truman' 12 Mart 1947 tarihli Amerikan Kongresinde,'Truman Doktrini çerçevesindeki' beyanlarını kongreye sundu. Türkiye'nin toprak bütünlüğünün korunmasını, Ortadoğu düzeninin korunması için bir zorunluluk olduğunu dile getiren 'Truman' aynı zamanda; Türkiye ve Yunanistan' ada 400 milyon dolarlık askeri yardım yapılmasını istedi. Ve Amerikan Kongresi ' 22 Mayıs' ta Yunanistan'a 300 milyon, Türkiye' yede 100 milyon dolarlık askeri yardım yapılmasını kabul etti. Bu yardımlarla birlikte ne oldu biliyor mu sunuz? Dönemin süper gücü ABD yüzünü Ortadoğu' ya tam anlamıyla döndürmeye başladı. Bu eksenel değişimle birlikte, Türkiye-ABD ilişkileride yeni bir boyut kazanmış oldu.
Ne tuhaf demi...... Zamanında Sovyet Rusya' nın bir takım hülyaları , ABD'nin günümüz dış politikasınıda içine alan uzun bir sürecini büyük oranda şekillendirmiş. Bu noktada Truman Doktrin' ini, Büyük Ortadoğu Projesi' nin temeli olarak görüyorum. Peki Sovyet çıkarlarında 'bu doktrinle' birlikte herhangi bir gelişme yaşandı mı? Yaşanmaz olur mu. Sovyet Rusya' nın Ortadoğu' ya ve Akdeniz'e inme hülyaları başka bir bahara kaldı. Ve en önemliside; istem dışıda olsa, ABD' yi Ortadoğu' ya teşvik ettirdi. Belki de ABD' nin Ortadoğu' da hegoman bir güç olmasında, bir numaralı pay sahibi oldu........Son olarak şu noktaya da değinmek isterim..... Ortadoğu' ya dair bir çok konunun, taslağın, projenin masaya yatırıldığı platformlara bir bakın. Türkiye, hemen hemen hepsinde kilit role layık görülmüş ve çıkar yönlerinin süspansiyonu haline gelmiştir. 'Türkiye' nin toprak bütünlüğü, Ortadoğu' nun düzeni; Türkiye' nin güvenliği, Ortadoğu' nun huzur ve refahı' şeklindeki bu denklem, her fırsatta birileri tarafından gözlerimizin önüne serilmektedir. Bundan da anlaşılacağı gibi; biz her zaman birilerinin gayelerine giden yolda kavşak oluyoruz ve direksiyonun başına bir türlü oturtulmuyoruz...... Tıpkı Truman Doktrininde olduğu gibi............. |