Duygusallık insani bir histir.Bazı durumlarda ,olaylar karşısında duyarlı olanlar,bu duyguyu yaşayabilirler. Hissin içten olup olmadığını ispat etmeye çalışacak değilim.Ancak ,yaşanmış olayların sonradan hatırlanması,eğer olumsuzluk söz konusu ise ,kişinin duruşunda dramatik bir ortam yaratabilir.Olayın yaşandığı dönem ile hiçbir manevi bağı olmayanlardan ,dramatik bir duruş beklemek sosyolojik manada mümkün değildir.Daha doğrusu kişinin yaratılışı bu duyguyu ,yüzüne yansıtmasına elverişli değildir.
Acı hatıralar,o anıları yaşayanlarca hatırlandıkça, ıstırap duyulmaması düşünülemez.Bizim gençliğimiz acılarla dopdoludur.1970 ile 1980 yıları arasındaki yaşamımızın her saniyesi hatırlandıkça acılarımız tazeleniyor.. Birileri zevk ve eğlence peşinde vakit harcarken,nefsine uyarak gayrı meşru ilişkilerin arkasındayken,midesi ve belden aşağı organlarının sürekli düşünürken;bazıları da ,ülkemizin içinde bulunduğu olumsuzluklarla ,canlarını ortaya koyarak savaşıyordu.Bu savaş sıradan bir savaş değildi.Ölüm kusan kurşunlar arasında ,yapılan bir savaştı.
Her gün ölümü düşünerek yaşamak ne demektir?SORUSUNUN CEVABINI, BU GÜN TERÖRLE MÜCADELE EDEN KHRAMANLARDAN BAŞKA KİMSE VEREMEZ. Ölüm kusan kurşunun ne taraftan ve kimden geleceğinin belli olmadığı yıllardan bahsediyorum..Dağlarda , günümüzde teröristlerle mücadele eden yiğitlerin karşılaştığı manzaranın aynısı yaşadığımı anlatmaya çalışıyorum..Binlerce genç kardeşlerimizde aynı ortamı paylaştığını biliyorum.
Kirli savaşın tarafları o günkü Türkiye’nin vatansever gençleriydi.Gizli bir el bu yiğit delikanlıları,önce ikiye,daha sonrada kendi içlerinde birden çok gurupları ayırmıştı.Ayrıştırma derinleştirmiş,kin ve nefret tohumları ekilmişti.Atası bir,ideali bir,inancı bir ,hayali bir,hedefi bir,vatanı bir,bayrağı bir olan gençler,adeta düşman güçleriyle savaşır gibi birbirleriyle vuruşuyorlardı..
Aynı annenin,babanın çocukları ikiye bölünmüştü.Bir çocuk Devrimci,diğeri ise ülkücüydü.Her ikisi de kendi düşüncesinin doğruluğuna samimiyetle inanıyordu..Gecenin bir yarısında ,amansız bir mücadelenin içinde olduklarını fark ettiler..Geriye dönüşün olmadığı, bir tünele girdiler..Kavgalarının korkusuzca sürdürdüler.Düşüncelerinde samimi idiler..Kişisel menfaatlerini düşünmeye dahi vakitleri yoktu..Bağımsızlık,hürriyet,özgürlük diyorlardı..TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE,MİLLİYETÇİ TÜRKİYE,NE ABD NE RUSYA,KAHROLSUN EMPERYALİZM,FAŞİZME GEÇİT YOK,KAHROLSUN KOMİNİSTLER,KANIMIZ AKSA DA ZAFER İSLAMIN..İŞCİLERİN KARDEŞLİĞİ,HEDEF TURAN,REHBER KURAN..Dünya Türklüğü kardeştir..vb benzeri bir sürü slogan..bu günkü kafa ile düşünüldüğünde,dün bu gençler aynı şeyleri farklı sözcüklerle ifade ediyorlardı..Merkezi aynı olan bir el,bu gençlerin arasına uzatıldı.Fabrikası aynı olan silahlar,her iki guruba da servis edildi.Bir gün ülkücü,ertesi gün bir devrimci şehit edilmeye başlandı. Parti yöneticileri,bilim adamları,yazarlar,bakanlar,başbakanlar teker teker öldürülüyordu..KAN İÇEREK BESLENEN O KİRLİ EL;GÖREVİNİ LAYİKİ İLE YAPMIŞ KAHRAMAAN EDASIYLA BİR KENARDA KIS KIS GÜLÜYORDU..Toplu katliamların daha etkili olacağını düşünen o’’ KİRLİ EL’’ daha çok ses getireceğini düşündüğü toplu katliamlarla ilgili hazırladıkları projeyi uygulamaya koydu..Ülkemizin değişik yörelerinde asırlarca yan yana yaşamış kardeşler,birbirlerine acımasızca saldırmaya başladılar..
Türk milleti kamplara bölünmüştü..Kahvehaneler ayrılmış,mahalleler kurtarılmış,şehirler terörün işgaline uğramıştı..Her gün değişik şehirlerimizde onlarca genç,yaşamını kaybediyordu..Anaların göz yaşları dinmek bilmiyordu..Bu gün olduğu gibi;kapitalistlerin,liboşların,omuzu kalabalık olanların,zenginlerin çocuklarından öldürülen pek az genç vardı..O yılların zenginleri de bu günkülerden çok daha dürüst ve namuslu hırsızlardı..Çalma olayı o zamanda var ,ancak bu günkü gibi aleni çalamıyorlardı..Bu günkü gibi kısa sürede zengin olan ,milyar dolar sahibi olana da ,doğruyu söylemek gerekirse rastlamak mümkün değildi..
Ülkenin güvenliğinden sorumlu polis ve diğer emniyet güçleri de ikiye ayrılmıştı.. Milli eğitim ,İki ayrı kampa ayrılmıştı.Devletin tüm birimlerinde görev yapanlar bu olumsuz tablodan etkilenmişti..
Siyasi iktidarlar ,ülkeyi yönetmekte aciz kalmışlardı..Bir türlü anarşik olayların önüne geçilemiyordu.. Hükümetler iş başına gelir gelmez,keyfi sürgünler başlıyordu..Binlerce memurun görev yeri değiştiriliyordu..Sürgün edilmeyen hemen hemen taraf olan memur kalmıyordu..Üniversitelerimizde huzurlu bir ortam kalmamıştı..Bazı üniversitelerde rektörler ve ya hocalar birer militan gibi davranıyorlardı..Kendisinden olmayan öğrencilerin ,sınır geçmeleri adeta mümkün değildi..
İç savaştan bahsediliyordu.Kardeş kavgasından korkuluyordu..Her gün bir yuvaya ;ateş düşüyordu..Gencecik delikanlılar birer birer toprağın kara bağrına gönderiliyordu..Böyle devam ederse,ülke bölünür deniyordu..Her şeye rağmen bu günkü bölünme tehlikesi yoktu..Kürt ve Türk ayrımı yoktu.Vatan topraklarına birlikte sahip çıkma anlayışı hakim değilse bile,farklı yollarla aynı hedefler gösteriliyordu.. O zamanda hain oranımızı koruyorduk.. Gençliğimizdeki hainler sıra bekliyorlardı.. 12 eylül 1980 darbesi; bu hainlere sıranın çabuk gelmesini sağladı..
Kirli ele hizmet eden sivil ve askeri görevliler,kendilerine verilen vazife gereğince’’MEYVELERİN OLGUNLAŞMASINI’’ bekliyorlardı.Nete kim paşa meyveyi olgunlaştırarak 12 eylülde esas görevine başladı..Ülkemizde o günlerde yaşanan her terör olayından sonra ,alçakça düşünen insan müsveddeleri akşamları,o günkü görevlerini yapmış olmanın mutluluğu içinde boğazda rakılarını yudumluyorlardı..
Masmavi olan gökyüzünü kara bulutlar kaplamıştı.Sisli bir hava oluşmuştu.Her fırtınaya dönüşecek bulutlardan korkanlar,kaplumbağa gibi inlerine çekilmişlerdi. Bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın,mantığı ile hareket ediyorlardı..Okullarımızda tarafımızdan zor şartlarla inşa edilen mescitlerde Cuma namazı dahi kılmaya korkuyorlardı..Toplu namaz kılarken bombalama olursa ölürüz diyorlardı..Geçenlerde şehit olmak amacıyla gidenlerin sözlerini hatırlatmak istiyorum..Asıp ,kesenler,atıp tutanların demeçlerine ne oldu?Şehit edilen 9 vatandaşımızın intikamını bizden harbesiz mi aldılar dersiniz?Bu tür düşünce sahiplerinin ne kadar yürekli olduklarını bizler ezelden biliriz..boşuna yıllarca şu türküyü söylemedik..’’
YUFKA YÜREKLİLERLE ÇETİN YOLLAR AŞILMAZ..Dünün korkakları ,bu gün her fırsatta Türk’ÜN değerlerine saldırıyorlar..istismar edemeyecekleri hiçbir özelliğimiz kalmadı..AMAÇLARINA ULAŞMAK İÇİN HER YOLU MÜBAH GÖRÜYORLAR..
DÜN ATATÜRK’E küfür edenler,bu gün Atatürkçü oldular..Dün ABD ye hakaret ederek saldıranlar,bu gün onlardan izin almadan kapı dışarı dahi çıkamıyorlar..dün; AB için ’’onlar ortak,biz pazarız’’ diyenler AB kapısının eşiğinden ayrılamaz oldular..
Anayasa değişikliğini önce ABD ye gösterenler kimlerdi acaba?Gençlik yıllarımızdan iyi tanışırız bazılarıyla..’’sen necisin’’dendiğinde;bazen devrimci,bazen ülkücü oluyorlardı..Korkaklıkları tescilliydi.Aslında bu günde öyleler.Başkalarının arkasına saklanarak; TSK ‘lerine insafsızca her gün saldıran bunlar değil mi? Pkk terör örgütü ile TSK ‘Nİ aynı kefeye koyarak acımasızca eleştirenler kimler acaba?
Solcuların yanında;dinden,ülkücülerin yanında Türklükten bahsedemiyorlardı..ÇÜNKÜ HİÇ BİR KONUDA SAMİMİ DEĞİLLERDİ..12 Eylül 1980 kanlı darbesinden sonra palazlandılar.Parayı da el de etmeleri neticesinde,medya sahibi oldular.Sıra T.C devletine gelmişti..Bütün hedefleri ikinci cumhuriyetçilerle kol kola girerek,1 inci cumhuriyetin yerine ,ikinci cumhuriyeti kurmaktır.Demokrasiyi araç olarak kullanmak isteyenlerde onlardır. 12 Eylül darbesinden sonra;yaşını büyüterek astıkları ERDAL EREN,İLE DENGE OLSUN DİYE İDAM ETTİKLERİ MUSTAFA PEHLİVANOĞLU’NUN MEKTUBUNU OKUYARAK,ÜLKÜCÜ VE SOLCU DOSTU OLDUKLARINI İSPATLAMAYA ÇALIŞAN, TAKİYE YAPARAK HALKIMIZI KANDIRMAYA ÇALIŞANLARDA ONLARDIR.ANAYASA TARTIŞMALARI BAŞLAMADAN ÖNCE ÜLKÜCÜLERE HER TÜRLÜ HAKARETİ YAPANLARDA ONLARDIR..POLİSLERİMİZİN BIYIKLARINA BAKARAK ,ONLARI AŞAĞILAYAN KİMLERDİR ACABA?
Dün AMERİKANIN ÇOCUKLARI ihtilal yapmıştı,bu gün Amerikan yandaşları 12 eylülden hesap soracağız ,diyorlar..12 eylül mağduru olanların kimler olduğu bellidir..12 eylül 1980 darbecilerinden ancak mağdurlar hesap sorar..Muhbirler ise ,işin sefasının peşinde…Bu numara eskimiş bir numaradır.Gözünden yaş akıtanlardan; kimlerin göz yaşlarının samimi duyguları içerdiğini biliriz..
Yüreğinden kan damlayan Şehit Analarının göz yaşları yürekten gelir.Zalimlerin zulmüne muhatap olanların gözlerinden akan yaşları; samimi ve kutsaldır.Zindanlarda suçsuz yere yıllarca yatanların göz yaşları; samimi ve kutsaldır. Toprağın kara bağrına düşenlerin göz yaşları;samimi ve kutsaldır.Mustafa Pehlivan Oğlu’nun İ idam sehpasına çıkarıldığında göz yaşı döken anasının ;göz yaşları samimi ve kutsaldır.Erdal Eren’in yaşı büyütülerek idam edilmesi sırasında ağlayan anasının göz yaşları;samimi ve kutsaldır..
Bu gençler idam edilirken ,sağa sola kaçanların göz yaşları ,timsahın göz yaşlarına benziyor.. Malatya’da 12 eylülcülerin işkence yaparak öldürdükleri,rahmetli kardeşim,can dostum AYDIN DEMİRKOL’UN anasının göz yaşları samimi ve kutsaldır.. Tunceli’ li kardeşim ÇETİN KOÇOĞLU’NUN anasının göz yaşları samimi ve kutsaldır.. Hemşerim RAHMETLİ ÖMER kardeşimin anasının göz yaşları samimi ve kutsaldır.. BU GÖZ YAŞLARI İÇERDEN GELİR,SENARYO GEREĞİ DEĞİL…O ,DÖNEMİN KAHRAMANLARININ HAYATLARI HİÇ DEĞİŞMEDİ..yazlık villaları hiç olmadı..Siyah jiplere binmek hiç birimizi nasip olmadı..Küçük yaşta holding kurma şansını yakalayan çocuğumuz olmadı..neden biliyor musunuz?Haramzade olmayı hiç düşünmedik ondan….. |