..AKSA'CILARIN YENİ OYUNU..YALOVSPOR YÖNETİMİNİ DAĞITMAK İSTEYEN AKSA FABRİKASI, KULÜBÜN ESKİ BAŞKANLARINA TOPLANTI DÜZENLETTİRDİ.. ÇİRKİN OYUNA TEPKİLER ARTIYOR..        ..AKP SP İL BAŞKANLARI PAZARTESİ GÜNÜ ORTAK BASIN TOPLANTISI DÜZENLEYECEK...       

Alternative content

Get Adobe Flash player


Kubilay ÖZER
Email : warning__77@hotmail.com
Telefon : 05313246556

KURTLAR SOFRASINDA KUZU OLMAK

Siyaset derslerinde öğretilen bir terim vardır “ güdümlü kamuoyu” diye. Adı üstündedir! Öyle tartışılmaya falan gerek yoktur. Hani derler ya: “Adam olana çok bile.” Tam da öyle işte. Nereden çıktı diyebilirsiniz ya da ne alaka bu şimdi diye. Sabırsızlanmamak gerekir. Yazımda ne gündemdeki konulardan bahsedeceğim ne de geçmişe sıkışıp kalmış devlet meselelerini buradan çözmeye çalışacağım. Güdülenmeden, bu seferlik! Bu yazımın tamamı işçi kardeşlerime gelsin diyorum.
         Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de işsizlik hat safalarda olduğu bilinen bir gerçektir ki bunu en iyi bilenler de işverenlerdir. Hele bazıları vardır ki bunu çok iyi bildiklerinden bünyelerinde çalışan birçok insanı köle muamelesine tabi tutup çalıştırmaktadırlar. Günde on iki saat çalıştırıp, mesai vermeden asgari ücrete tamah ettirilip sonra da o işçisinden verim bekleyen patronlar işsizlik serüvenine kendilerini çok iyi kaptırmış durumdadırlar. Gariptir ki iş kanunumuzda bunun yasal olmadığı yazmakta ancak birçok kurum her hangi bir cezaya çarptırılmadan işlerine devam etmekteler. Ah benim yasalarım, kalbur olmuş kevgir yasalarım. Gerçi bu ülkenin anayasasını kevgir ettiler yasaları olsa ne olur dimi! Neyse. Hatırlıyorum da ülkemizin çok okunan yazarlarından biri bu soruna değişik açıdan bakıp yaşı çok küçük olan, sigortasız uzun saat dilimlerinde çalışan hazır giyim işçilerine değinmişti hatta çıkan bir yangında vefat ettiklerini yazmıştı. Gündeme geldi mi belki yangın haberi olarak. Peki ya içerideki gerçekler. Neyse. Biz kevgirimize, pardon yasamıza dönelim. Altmış üçüncü madde aynen şöyle demekte;
 “Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırk beş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır.Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde on bir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir.
Çalışma sürelerinin yukarıdaki esaslar çerçevesinde uygulama şekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.Sağlık kuralları bakımından günde ancak yedi buçuk saat ve daha az çalışılması gereken işler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı tarafından müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir. “[1]
         Vay be, ne vefalı milletiz ki patronlarımız daha çok kazansın diye, mesai bile istemeden çalışıp duruyoruz. Türk milleti işte! İşin bir tuhaf yanı da hani o işini bilen firma patronları işe alım sürecinde bunları belirtip rızasını aldıktan sonra tembih de bulunuyorlar;” Aman çalışma bakanlığından geldiklerinde sekiz saat çalıştığınızı söyleyin…” Yok, artık denilecek bir olay olsa gerek. Benim muzdarip işçi kardeşim ne yapsın, eve üç kuruş götürebilmek için kurtlar sofrasına kuzu olmayı seçiyor. Merak ettiğim nokta ise bunu göz göre göre devam ettirmelerini sağlayan ilgili kurumlar. Hiç mi denetçiniz yok hiç mi aranızda bir aklıselim gözü kara biri yokta bu oyuna ortak olma niyeti içerisindesiniz. Yazıklar olsun diyorum. Türkiye’de fakirlik sınırının bin dört yüz altmış yedi lira[2] olduğu düşünüldüğünde ülkemin büyük bir kesimi fakirlik sıfatına mazhar olarak yaşıyorlar. Hayırlı uğurlu olsun tüm milletim adına, övünmek gerekir. Daha sigortasız çalıştırılan insanlardan bahsetmek bile istemiyorum ya da maaşını alamayıp mahkeme köşelerinde sürünen işçi kardeşlerimi. Ülkemizde en kısa süren davanın da iki seneye yakın olduğunu düşünce. Garson soğuk su getirir misin?
         Ne yapılması mı gerekiyor; cesur olmak, birlik olmak ve en önemlisi yılmadan beraberce mücadele etmek gerekir. En basitinden iş yerlerinizde işçi kardeşlerinizle iyi geçinip tek ağızdan konuşmak gerekir. Sıkılmadan iş kanununu alıp okumak haklarımızı bilmemiz gerekir. Kısacası başımızı öne eğip, her şeye “eyvallah” demememiz gerekir. Sanırım bunu başardığımızda işçi haklarımızı değil tüm ülkemizi kazanacağız. Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın. Yazıma yüksek müsaadenizle sevdiğim bir sözle noktalamak istiyorum;
         “Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur.”[3]
         Herkese Sevgi ve Saygılarımla…


[1] http://www.iskanunu.com/kanunlar/kanun-ve-yonetmelikler/turkiye-is-kurumu-yurtdisinda-ise-yerlestirme-hizmetine-dair-yonetmelik.html
[2] www.tuik.gov.tr
[3] İsmet İnönü. ABD Başkanı Lyndon Johnson'ın 'Kıbrıs'a harekat düzenlerseniz, bizim verdiğimiz silahları kullanamazsınız' dediği mektubuna verdiği ünlü cevap!tan bir söz.



  Yalova Çizgi Gazetesi Tüm hakları saklıdır...