M. Birol ÖZSÜMER
SİLÜETİNİ SEVDİĞİMİN TÜRKİYESİ
19 Mart 2019 Salı 00:10:25

Toplumlarda cehaletin önüne geçmenin kritik bir eşiği vardır.
Bu eşik,  aklı selim kişi başına düşen cahil sayısı olarak ifade edilebilir ve eşiği var eden şey de aklı selim kişinin eğitebileceği cahil sayısının sınırlı olmasıdır. Cahil derken;  okula gitme gün sayısı az olan kişi olarak değil, toplum normlarına uyabilecek düzeyde eğitilmemiş veya tersi yönde eğitilerek toplumun günlük hayatına tehdit oluşturan kişiden bahsediyorum.
Bu eşik değer aşıldığında yozlaşma’nın önündeki tek engel Devlettir.
Devlet, toplum içerisindeki cahillerin ve aptalların, toplumun geri kalanına zarar vermeyecek düzeyde eğitiminden sorumludur.
Bunun en tipik örneğini hani yurtdışına giden herkesin söylediği, “Abi adamlar sıraya giriyorlar, kimse kimsenin hakkını çiğnemiyor, yaya geçidine ayağını atıyorsun duruyorlar” gibi yorumlarda görebilirsiniz.
Bahsedilen toplumlarda herkes bir filozof falan değildir, sadece Devlet, öncelikle vatandaşlarının hepsini topluma zarar vermeyecek düzeyde eğitmiştir. Bunun sonucu olarak karşınızdaki insanın aptal olması sizin için problem teşkil etmez, kapasitesi kadar bir işte çalışır ve toplum için faydalı bir birey olur. Çünkü cahil değildir. Daha yüksek kapasitesi olanlar da aynı temel eğitimi aldıkları için, kapasitelerini kurnazlık için değil toplum yararına kullanmaları gerektiğini aksi durumda hayatın sürdürülebilir olmadığını bilir. Bu sayede uygar toplumlardan daha az dolandırıcı, daha çok bilim adamı çıkar.

Şu an Türkiye’de cehalet bir norm olarak toplumun genelinde kabul görüyor ve kişi başına düşen cahil sayısı, bu kişilerin kişisel emek ve finansmanları ile eğitebileceğinin çok ötesinde.
Üstelik, Cehalet’in zirvede  olduğu bir noktadayız ve zaten fazla sağlıklı olmayan devlet geleneğimiz de yerle bir olduğu için devletin var olan durumda cehaleti bırakın önlemek, körüklediği gerçeği ile karşı karşıyayız.

Bu durumda, günümüz Türkiye’si basitçe, yozlaşmış bir toplum olarak tarif edilebilir, çünkü kritik eşik aşılmış, çürüme toplumun genelini sarmıştır.  Bu ülkede yeteneğine, bilgisine, liyakatine   bakılmadan bazı insanlar sadece vasat olabiliyorlar diye yükseltilip, başarılı ilan ediliyorlar.

Seçimin yaklaştığı bu günlerde yapılan propagandaları ve adayları göz önüne getirirseniz ne demek istediğimi anlarsınız.

2017 yılı Sayıştay raporundan öğrendiğimiz kadarı ile personel maaşları düşüldükten sonra sadece 83 milyon liralık bir harcama kapasitesi olan Yalova Belediyesi bütçesi mevcut. Kaba bir hesapla Arap alıcılara 1 milyon dolarlık villa satılan Yalova’da 15 tane milyon dolarlık villa parası..

(8https://www.sayistay.gov.tr/tr/Upload/62643830/files/raporlar/kid/2017/Belediyeler/YALOVA%20BELED%C4%B0YES%C4%B0.pdf)

Ama “proce” lere bakıyorsunuz Yalova’yı Dubai yapacaklar, 15 villa parası ile..

Ve bunlar bizi yönetecekler…

En komiğime giden ise “bizi halk seçti” argümanının devamlı önümüze getirilmesi. Türkiye’nin eğitim ortalaması 7.sınıf yani bugünkü standartlara göre ilköğretim diplomamız bile yok. Seçimlerimiz de buna göre.
 

Ülkede hırsızlığın, yolsuzluğun  kötü bir şey olduğunu düşünen kişi sayısı %50 nin altında ise siz bu insanlara değerler ve uzun vadeli planlar üzerinden hiçbir şey anlatamazsınız.

Yakın tarihte bunun bir çok örneği yaşandı. Örneğin, 1960 lar Afganistan’ına, İran’ına Lübnan’ına, Mısır’ına bakın. Bir de bu günkü haline bakın.

Bu ülkelerin kaybettiği şey, dini özgürlükler falan değildi. Onlar, cehalet’in önlenmesi ile ilgili savaşı kaybettiler. Toplumlarında cahil olmak geçer akçe oldu, iktidara gelenler meydanlarda eğitimli insanları “batı hayranları” diye yuhalatıp da cehaletten beslenince oldu bunlar. Sonrasında cahil bir milleti yönetmenin en kolay yolu olan din öğesi ön plana çıkmış olabilir ancak bütün bu ülkeler yozlaşarak bu duruma geldiler, dindarlaşarak değil.

 

Türkiye yozlaşmada komşularına göre biraz yavaş hareket etti. Bunu ister “Atatürk’lü yıllar sayesinde” diye tarif edin, isterseniz de “Avrupa’nın burnunun dibinde olduğu için, Avrupa tarafından kollandı” diye tanımlayın ama Türkiye için de süre sonunda doldu.
İlerlemeden, gelişmeden hormonlu bir şekilde  büyüyen Türkiye global kalite sıralamasında 21. yüzyılda zaten çok da iyi durumda olmadığı sıralamada daha da aşağıya inecek. Ne ülkeyi yönetenler, ne de onlara oy verenler ülkede yaşanan yaygın beyin tutulması ve kalitesizleşmekten rahatsızlar.

Toplum ve onun seçtiği  yöneticiler 21 'inci yüzyılda gençliğimizi birkaç yüzyıl geriye götürmeye uğraşıyor.

Gençlere ne öğüt vereceğiz, “kaçan kurtulur” desek yanlış mı yapmış oluruz?

 

 

 

İletişim Bilgilerimiz

Cumhuriyet Caddesi Rüstempaşa Mahallesi Huzur Sokak Saka İşhanı Kat1 YALOVA

0226 812 11 75 - 0532 467 81 00

[email protected]

İletişim

Hakkımızda

Künye

Sizin İçin

REKLAM SERVİSİ

yalovacizgi.com Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı