Marmara Denizi’nde beklenen büyük depreme ilişkin tartışmalar yeniden alevlendi. Deprem uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, 2019 yılında yayımlanan bilimsel araştırmaya dikkat çekerek Marmara’daki bazı fay segmentlerinin tamamen kilitli olmadığını, yavaş kayma hareketi gösterebildiğini belirtti. İstanbul ve Yalova’yı yakından ilgilendiren değerlendirme, olası büyük Marmara depreminin büyüklüğüne ilişkin senaryoları yeniden gündeme taşıdı.


Marmara Bölgesi’nde milyonlarca vatandaşın endişeyle takip ettiği deprem tehlikesi, bilim dünyasındaki farklı değerlendirmelerle yeniden gündemde. Deprem uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi’nin altındaki fay hatlarının hareketlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bektaş, 2019 yılında yayımlanan bilimsel araştırmanın bulgularına işaret ederek Marmara’daki fayların tamamının aynı davranışı göstermediğini vurguladı. Bazı fay bölümlerinin kilitli kalarak enerji biriktirdiğini, bazılarının ise sürünme olarak adlandırılan yavaş hareketlerle kayabildiğini ifade etti. Bu değerlendirme, özellikle İstanbul, Yalova, Kocaeli ve çevre illerde yaşayan vatandaşlar açısından olası Marmara depremine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Prof. Dr. Osman Bektaş, 1 Kasım 2026 tarihinde basına yansıyan değerlendirmesinde, Japon bilim insanı Naoki Uchida ve çalışma arkadaşlarının 2019 yılında yayımladığı araştırmaya dikkat çekti. Araştırmada Marmara Denizi’ndeki fayların farklı bölümlerinin hareket özellikleri incelenirken, bazı alanlarda fay sürünmesinin başladığı derinliğin değişebildiğine ilişkin bulgular ele alındı. Bektaş, özellikle Silivri’nin doğusunda fay sürünmesinin daha sığ derinliklerde başlayabildiğine işaret ederek bu durumun olası deprem senaryolarının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiğini savundu. Ancak fayın bazı bölümlerinin yavaş hareket etmesi, Marmara’da büyük deprem meydana gelmeyeceği anlamına gelmiyor. Fayın kilitli kesimlerinde gerilim birikimi devam edebileceği gibi farklı segmentlerin birlikte kırılması olasılığı da bilimsel değerlendirmelerde önem taşıyor.
Bektaş’ın değerlendirmesinde öne çıkan bir diğer konu ise 23 Nisan 2025 tarihinde Marmara Denizi’nde, Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem oldu. AFAD’ın ön değerlendirme raporuna göre söz konusu deprem, yerin 6,92 kilometre derinliğinde gerçekleşti. Prof. Dr. Osman Bektaş, depremin meydana geldiği derinliğin 2019 tarihli araştırmada ortaya konulan fay davranışı modeliyle uyumlu olduğunu değerlendirdi.

Bektaş’ın bu yorumu, Marmara Denizi’ndeki fayların hangi derinliklerde kilitli kaldığı ve hangi bölgelerde yavaş kayma gösterdiği sorularını yeniden gündeme taşıdı.
Marmara Denizi’nin güney kıyısında yer alan Yalova, bölgedeki aktif fay hatları nedeniyle deprem tehlikesinin yakından takip edildiği iller arasında bulunuyor. Özellikle 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin ağır sonuçlarını yaşayan Yalova’da, olası yeni bir büyük depremin etkileri önemini koruyor. Marmara Denizi’nde meydana gelebilecek güçlü bir deprem; Yalova Merkez, Çiftlikköy, Altınova, Çınarcık, Armutlu ve Termal başta olmak üzere ilin farklı bölgelerinde etkili olabilir.
Uzmanların fay hareketlerine ilişkin farklı değerlendirmeleri, Yalova’da depreme hazırlık çalışmalarının, yapı güvenliğinin ve kentsel dönüşümün önemini ortadan kaldırmıyor.

Fay sürünmesi, yer kabuğundaki fayların bazı kesimlerinin büyük bir deprem meydana gelmeden yavaş ve sürekli biçimde hareket etmesi olarak tanımlanıyor. Bu hareket, belirli bölgelerde biriken gerilimin bir kısmının zaman içerisinde boşalmasını sağlayabiliyor. Ancak fayın diğer bölümlerinde gerilim birikimi devam edebiliyor. Dolayısıyla fay sürünmesinin tespit edilmesi, tek başına büyük deprem tehlikesinin ortadan kalktığını veya beklenen depremin büyüklüğünün kesin olarak azalacağını göstermiyor. Olası Marmara depreminin büyüklüğünün belirlenmesinde fayın kırılabilecek uzunluğu, kilitlenme durumu, gerilim birikimi ve segmentler arasındaki etkileşim gibi çok sayıda bilimsel veri önem taşıyor.
Prof. Dr. Osman Bektaş’ın gündeme getirdiği bilimsel bulgular, Marmara Denizi’ndeki fayların davranışlarının daha ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğine yönelik tartışmalara katkı sağlıyor. Ancak mevcut bilgilerle Marmara’da meydana gelebilecek bir depremin kesin büyüklüğünü, tarihini veya hangi fay segmentlerinin birlikte kırılacağını söylemek mümkün değil. Bektaş’ın değerlendirmesi de 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem olasılığının bilimsel olarak ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
İstanbul ve Yalova başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nde deprem hazırlıklarının bilimsel veriler ışığında sürdürülmesi, olası can ve mal kayıplarının azaltılması açısından kritik önem taşımaya devam ediyor.

