Yalova’da 3 polis memurunun şehit düştüğü, 5 DEAŞ’lı teröristin etkisiz hale getirildiği hücre evi baskınına ilişkin soruşturmada çarpıcı detaylar gün yüzüne çıktı. Teröristlerin eşlerinin emniyette verdiği ifadeler, evdeki yoğun silah ve patlayıcı hazırlığını, çatışma anında yaşanan kaosu ve örgütün kanlı planlarını gözler önüne serdi.


Yalova’da 3 polis memurunun şehit düştüğü, 5 DEAŞ’lı teröristin etkisiz hale getirildiği hücre evi baskınına ilişkin soruşturmada çarpıcı detaylar gün yüzüne çıktı. Teröristlerin eşlerinin emniyette verdiği ifadeler, evdeki yoğun silah ve patlayıcı hazırlığını, çatışma anında yaşanan kaosu ve örgütün kanlı planlarını gözler önüne serdi.
Pazartesi günü Yalova’da emniyet güçleri tarafından DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyon, Türkiye genelinde büyük yankı uyandırmıştı. Operasyon sırasında çıkan silahlı çatışmada 3 kahraman polis memuru şehit olurken, hücre evinde bulunan 5 terörist ölü olarak ele geçirilmişti. Olayın ardından başlatılan geniş kapsamlı soruşturma derinleştirildi.
Soruşturma kapsamında teröristlerin eşlerinin verdiği ifadeler, operasyon öncesi ve çatışma anına dair kritik bilgiler içeriyor. İfadeler, örgüt mensuplarının teslim olmaktan ziyade silahlı direnişi tercih ettiğini ve evin adeta bir çatışma merkezine dönüştürüldüğünü ortaya koydu.

İfadelere göre, polis ekiplerinin baskın için eve yaklaştığını fark eden Lütfi Sordabak isimli terörist, silahını alarak pencereye yöneldi. Teröristin, “Cihat başlamıştır” diye bağırarak güvenlik güçlerine ateş açtığı belirtildi. Bu sözlerin ardından evden yoğun silah sesleri yükseldiği ifade edildi.
Teröristlerden Zafer Umutlu’nun eşi Berivan Şengir Umutlu, ifadesinde dikkat çeken bir detayı paylaştı. Umutlu, bazı örgüt mensuplarının teslim olma eğiliminde olduğunu, ancak İbrahim Dayan isimli DEAŞ’lı teröristin silah kuşanarak diğerlerini çatışmaya ikna ettiğini söyledi.
Berivan Umutlu, eşinin, “Biz esarete düşmek istemiyoruz” diyerek polise ateş açtığını da itiraf etti.

Çatışma sonrası yapılan kriminal incelemelerde, ölü ele geçirilen teröristlerden Mehmet Cami Sordabak’ın eşi Filiz Sordabak’ın elinde barut izlerine rastlanması, soruşturmanın seyrini değiştirdi. Bu durum, kadının da çatışmaya fiilen katılmış olabileceği şüphesini doğurdu.
Filiz Sordabak, emniyetteki ifadesinde suçlamaları reddederek, barut izlerinin kaynağını şu sözlerle açıkladı: “Bu cihadı beklemiyorduk. Olay sırasında ateş etmedim. Elimdeki barut kalıntısı, eşimin başını okşamamdan kaynaklanmıştır.”
Bu ifade, dosyada yer alan diğer delillerle birlikte değerlendirmeye alındı.
Kadınların ifadeleri, hücre evinin yalnızca bir barınma alanı değil, bomba ve silah hazırlığı yapılan bir merkez haline getirildiğini ortaya koydu. Terörist eşlerinden Nihal Sordabak, mutfak bölümündeki bir odada piknik tüpleri ve düdüklü tencereler gördüğünü belirterek, patlayıcı yapımına yönelik hazırlıkların bulunduğunu doğruladı.
Berivan Umutlu ise ifadesinde, olaydan önce temizlik yaptığı sırada odada 4-5 adet uzun namlulu silah gördüğünü söyledi. Bu ifade, evdeki silah yoğunluğunu ve örgütün saldırı kapasitesini gözler önüne serdi.
Soruşturma kapsamında dikkat çeken bir diğer detay ise, çatışmadan yaklaşık 4,5 saat önce eve gelen bir ziyaretçi oldu. Sosyal medya üzerinden DEAŞ propagandası yaptığı belirlenen ve “Ömer El Kürdi” kod adını kullanan Mehmet Bal’ın, hücre evine geldiği tespit edildi.
Bal’ın, son dönemde içine kapanık olduğu belirtilen Zafer Umutlu ile görüşmek üzere eve geldiği öğrenildi.
Yalova’daki saldırının ardından soruşturma çevre illere de yayıldı. Bu kapsamda Kocaeli’de DEAŞ’a yönelik eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Baskınlarda çok sayıda tabanca, yasaklı yayın ve dijital materyal ele geçirildi.
Kocaeli’de gözaltına alınan 42 şüpheli, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden:
Yetkililer, Yalova ve Kocaeli merkezli operasyonların, DEAŞ terör örgütünün hücre yapılanmalarına ağır darbe vurduğunu belirtti. Soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğü, yeni gözaltıların da olabileceği ifade edildi.

