Türkiye birkaç gündür aynı sorunun etrafında dönüyor: Fonlar, milyonlar, milyarlar ve kimlerin bu işin içerisinde olduğu…
Siyasetin merkezinde görev yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin, hakkında ortaya atılan iddiaların ardından görevlerinden affını istemesiyle birlikte mesele artık sadece bir borsa işlemi tartışması olmaktan çıktı. Çünkü kamuoyunun sorduğu soru çok daha büyük: Bu işin içinde başka kimler var?
Türkiye birkaç gündür aynı sorunun etrafında dönüyor: Fonlar, milyonlar, milyarlar ve kimlerin bu işin içerisinde olduğu…
Siyasetin merkezinde görev yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin, hakkında ortaya atılan iddiaların ardından görevlerinden affını istemesiyle birlikte mesele artık sadece bir borsa işlemi tartışması olmaktan çıktı. Çünkü kamuoyunun sorduğu soru çok daha büyük: Bu işin içinde başka kimler var?
Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin kamuoyuna açıkladığı iddialarda, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın Özata Denizcilik hisseleri üzerinden yüksek tutarlı işlemler yaptığı öne sürüldü. İddialara göre Kaya’nın yaklaşık 63 milyon liralık, eşinin ise yaklaşık 99,7 milyon liralık işlem yaptığı belirtildi. Bu rakamların ve işlemlerin hukuki olarak ne anlama geldiği ise soruşturmanın konusu.

Kaya ise görevlerinden affını isterken, iddiaların bağımsız ve sağlıklı şekilde araştırılması gerektiğini belirtti. Buraya kadar Ankara’nın meselesi… Peki ya Yalova? İşte benim asıl merak ettiğim nokta burası.
Yalova küçük bir şehir. Burada kim kiminle iş yapıyor, kim hangi şirketle ortak, kim hangi yatırımın içerisinde; üç aşağı beş yukarı herkes birbirini tanıyor. O halde soruyorum: Yalova’dan bu tartışmalı yatırım araçlarına para aktaran iş insanları var mı? Siyasetçilerimizin içerisinde bu fonlara yatırım yapanlar var mı? Siyasetçilerin eşleri, çocukları veya yakınları üzerinden yapılmış işlemler bulunuyor mu?
Ve daha önemlisi: Başkasının adına, başka bir hesap üzerinden gerçekleştirilen işlemler var mı? Çünkü bugün Türkiye’nin konuştuğu mesele yalnızca “Kim yatırım yaptı?” meselesi değil. Asıl mesele: Kim, ne zaman, ne kadar para yatırdı ve ne zaman çıktı?

İşlemlerin zamanlaması neydi? Paranın kaynağı neydi? Kim hangi bilgiye ne zaman sahipti? Bunların tamamı araştırılmalı.
Karamürsel’de geniş bir çevre tarafından tanınan Tolga E. hakkında da fon yatırımı ve ardından Altınova’daki evinde yaşamını yitirmesiyle ilgili çeşitli iddialar kamuoyuna yansıyor. Ancak burada çok net bir çizgi çekmek zorundayız: Bir insanın hayatını kaybetmesiyle yaptığı herhangi bir yatırım arasında doğrudan bağ kurmak için resmi ve güvenilir delil gerekir. Bunu kanıtlanmış bir gerçek gibi yazmak doğru değildir. Fakat bu olay, başka bir gerçeği değiştirmiyor: Finansal sistemde büyük paraların hareket ettiği bir yerde, küçük yatırımcının korunması ve şeffaflığın sağlanması hayati önem taşıyor.
Çünkü milyonlarca lira kazanabilenlerin yanında, hayatını birikimlerinin tamamına bağlayan insanlar da var. Onların kaybı bir Excel tablosundaki eksi rakam değildir. O para; ev kirasıdır, çocukların eğitimidir, emeklilik hayalidir, yıllarca biriktirilmiş alın teridir.
AK Parti MKYK üyesi Şamil Tayyar’ın da kamuoyuna yansıyan değerlendirmesinde, benzer şekilde fonlardan çıkış yaparak servetini artıran başka kişilerin olup olmadığının araştırılması gerektiğine dikkat çekmesi, meselenin kapsamının genişleyebileceğine dair kamuoyu tartışmasını büyüttü.
O zaman bizim de Yalova adına sorumuz basit: Yalova’da kimler vardı? Kimler bu fonlara girdi? Kimler çıktı? Kimler ne kadar kazandı? Kimler zarar etti? Kimler parayı zamanında çekti? Kimler son ana kadar bekledi? Ve varsa siyasi bağlantısı bulunan kişiler…
Neden?
İşte bunların tamamı araştırılmalı. Çünkü eğer ortada hukuka aykırı bir durum varsa bunun partisi, makamı, memleketi olmaz. AK Parti olur, CHP olur, Yeni Parti olur, başka parti olur…
Suç varsa suçtur.
Ben kimseyi peşinen suçlamıyorum. Ama gazetecilik de zaten kimseyi peşinen suçlamak değildir. Gazetecilik; sormaktır. Rahatsız eden soruyu sormaktır. Herkes susarken mikrofonu uzatmaktır. Herkes susarken iki satır yazı yazabilmektir..
Ve gerektiğinde:“Bu para nereden geldi?” diye sorabilmektir.
Yalova’da da artık bu sorular sorulmalı. Çünkü yıllardır siyasetin çevresinde dolaşan bazı isimlerin ekonomik güçlerinin nasıl arttığı, hangi şirketlerle çalıştıkları, hangi yatırımlara girdikleri ve servetlerinin nasıl büyüdüğü kamuoyunun merak ettiği konular arasında.
Bunları sormak suç değildir. Tam tersine… Şeffaflık talep etmektir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fon ve piyasa soruşturması konusunda sürecin araştırılmasına yönelik kararlı tutum ortaya koyarken, Kaya da soruşturmanın bağımsız ve sağlıklı yürütülmesi amacıyla siyasi sorumluluk aldığını açıkladı. O halde şimdi sıra kurumlarda. Savcılık araştıracak. SPK araştıracak. MASAK araştıracak. Gerekirse bankacılık kayıtları incelenecek. Hesap hareketleri incelenecek. Hisse alım-satım zamanları karşılaştırılacak. Ve gerçek ortaya çıkacak. Benim beklentim de tam olarak bu. Ne siyasi linç… Ne peşin hüküm… Ne de üzerini örtme çabası. Sadece gerçek.
Çünkü Ankara’da bir fon soruşturması başladı diye Yalova’nın sınırları bitmiyor. Nitekim söz konusu hisselerin merkezi Altınova! Yani Yalova.. Ankara’dan görünen para Yalova’dan görünmedi mi?
Borsa sınır tanımıyor. Fon sınır tanımıyor. O halde araştırma da sınır tanımamalı. Benim sorum çok net: Ankara’da milyonlarca liralık işlemler mercek altına alınıyorsa, Yalova’da kimlerin hesapları incelenecek? Yalova’nın siyasetçileri arasında bu fonlara yatırım yapan var mı? İş insanları arasında kimler var? Yakınları üzerinden işlem yapan var mı?
Ve en önemlisi… Bu paralar nereden geldi, nereye gitti? Bunların cevabını Yalova kamuoyu bilmek istiyor. Çünkü mesele artık sadece borsa değil. Mesele güven. Ve güvenin olmadığı yerde… En büyük servet bile insanı kurtaramaz.
Dibimizdeki yemek Ankara’dan göründü de, Yalova’dan görünmedi mi?
Bilmem anlatabildim mi?
Sağlıcakla kalın..
