Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Marmara Bölgesi’nde beklenen büyük depreme ilişkin yaptığı kapsamlı değerlendirmede, özellikle fay hatlarının güncel durumu ve risk dağılımına dikkat çekti. Moriwaki, Marmara’nın kuzey kolunda riskin kısmen azaldığını belirtirken, güney kolundaki tehlikenin sürdüğünü vurguladı.


Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Marmara Bölgesi’nde beklenen büyük depreme ilişkin yaptığı kapsamlı değerlendirmede, özellikle fay hatlarının güncel durumu ve risk dağılımına dikkat çekti. Moriwaki, Marmara’nın kuzey kolunda riskin kısmen azaldığını belirtirken, güney kolundaki tehlikenin sürdüğünü vurguladı.
Marmara Denizi çevresindeki fay hatlarına ilişkin teknik değerlendirmelerde bulunan Moriwaki, uzun süredir konuşulan 7.5 büyüklüğündeki deprem senaryosunun bazı gelişmelerle yeniden yorumlanması gerektiğini ifade etti. Geçtiğimiz yıl 23 Nisan’da Silivri açıklarında meydana gelen kırılmanın, 170 kilometrelik fay hattının orta segmentinde gerçekleştiğini belirten Moriwaki, şu ifadeleri kullandı:
“Büyük bir depremin oluşabilmesi için yaklaşık 150 kilometrelik bir fay hattının tek parça halinde kırılması gerekiyor. Ancak şu an Küçükçekmece ile Çınarcık arasında yaklaşık 70 kilometrelik bir segment söz konusu. Bu nedenle kuzey kolunda risk bir miktar azalmış olabilir.”
Bununla birlikte Moriwaki, riskin tamamen ortadan kalktığını söylemenin mümkün olmadığını da özellikle vurguladı.

Uzmanın en dikkat çekici uyarısı ise Marmara’nın güney koluna yönelik oldu. Bu hattın uzun süredir kırılmadığını belirten Moriwaki, bölgenin ciddi bir deprem riski taşıdığını ifade etti. Güney hattının Gemlik, Bursa, Bandırma ve Balıkesir üzerinden uzandığını belirten Moriwaki, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu fay hattı uzun zamandır kırılmadı ve ciddi enerji biriktirmiş durumda. Özellikle Bandırma çevresinde 450 yılı aşkın süredir büyük bir deprem yaşanmadı. Bu da bölgeyi potansiyel olarak riskli hale getiriyor.”

Moriwaki’ye göre, önümüzdeki 30 yıl içerisinde 7 ve üzeri büyüklükte bir depremin gerçekleşme ihtimali yüzde 60 ila 70 arasında.
Marmara’daki tarihsel kırılmalara da değinen Moriwaki, 1999 yılında meydana gelen 1999 Gölcük Depremi ile fay hattının Yalova ve Çınarcık’a kadar kırıldığını hatırlattı. Ayrıca 1912 yılında Gelibolu ile Tekirdağ arasında yaşanan depremde de batı segmentin kırıldığını belirten uzman, bu iki kırılma arasında kalan alanın uzun süredir dikkatle izlendiğini ifade etti.
Moriwaki’nin dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise olası bir güney Marmara depreminin etkileri oldu. Özellikle İstanbul için uyarıda bulunan uzman, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bandırma’da yaşanacak büyük bir deprem, İstanbul’daki yumuşak zeminli bölgelerde ciddi şekilde hissedilebilir ve hasara neden olabilir.”
Her ne kadar Bandırma’da yüksek katlı yapılaşmanın daha az olduğunu ve zemin koşullarının görece daha iyi olduğunu ifade etse de, bölgesel etkileşimin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Moriwaki, Antalya için ise daha düşük riskli bir tablo çizdi. Son dönemde yaşanan 3 ve 4 büyüklüğündeki depremleri değerlendiren uzman, bölgede büyük bir deprem beklentisi olmadığını belirtti. Ancak zemin yapısına dikkat çeken Moriwaki, özellikle yumuşak zeminli alanlarda küçük ölçekli depremlerin bile yapısal hasara yol açabileceğini ifade etti. Kaş çevresinde ise görece daha yüksek risk bulunduğunu sözlerine ekledi.
Türkiye ile Japonya’nın deprem yönetmeliklerini de karşılaştıran Moriwaki, 2018 sonrası iki ülkenin mevzuat açısından benzer seviyeye geldiğini belirtti. Ancak uygulamada ciddi farklılıklar olduğunu vurguladı.
“Japonya’da kurallar yüzde yüz uygulanıyor. Türkiye’de ise kaçak ve denetimsiz yapılaşma önemli bir sorun. Asıl risk burada ortaya çıkıyor.”
Depreme hazırlık konusunda en önemli adımlardan birinin kentsel dönüşüm olduğunu belirten Moriwaki, yapıların sağlamlığı kadar toplum bilincinin de önemine dikkat çekti. Özellikle çocuklara küçük yaşta deprem eğitimi verilmesi gerektiğini ifade eden uzman, afetlere karşı hazırlıklı bir toplumun can kayıplarını ciddi ölçüde azaltabileceğini dile getirdi.
Marmara’da beklenen büyük depremin ne zaman gerçekleşeceğinin kesin olarak öngörülemeyeceğini belirten Moriwaki, riskin varlığının yeterince açık olduğunu ifade etti. Uzmanlar, deprem gerçeğiyle yüzleşmenin ve gerekli önlemleri vakit kaybetmeden almanın, olası felaketlerin etkisini azaltmada hayati rol oynadığını vurguluyor.
