Yalova’da bazı gündemler vardır… Bir türlü kapanmaz. Bir isim ortaya atılır, açıklama gelir. Bir başka isim konuşulur, “Ben yokum” der. Bir başkası adaylığını açıklar, bu kez kulisler hareketlenir. Derken gün biter… Ama Yalova Kent Konseyi gündemi bir türlü bitmez.
Yalova’da bazı gündemler vardır… Bir türlü kapanmaz. Bir isim ortaya atılır, açıklama gelir. Bir başka isim konuşulur, “Ben yokum” der. Bir başkası adaylığını açıklar, bu kez kulisler hareketlenir. Derken gün biter… Ama Yalova Kent Konseyi gündemi bir türlü bitmez.
Nitekim Yalova’da gündem hiç bitmeyecekken, sularda hiç ‘durulmayacak..’
Anlayacağınız, kent konseyi başkanlığı yarışı öyle bir noktaya geldi ki; aday olanlar, aday olmayanlar, “Ben düşünmüyorum” diyenler ve “Acaba olur mu?” diye kulislerde konuşulanlar birbirine karışmış durumda.

Kısacası ortalık biraz karışık.
Yalova siyasetinin ve kent kulislerinin değişmez klasiklerinden biri vardır: “Ben aday değilim.”
Bu cümleyi duyduğunuz anda aslında hikâyenin daha yeni başladığını anlarsınız. Çünkü bir isim “aday değilim” der… İki saat sonra başka bir yerde adı konuşulur. Birileri “Kesin aday olacak” der. Sonra bir açıklama daha gelir:

“Adaylığı düşünmüyorum.”
Ama isim yine kuliste kalır. İnsan ister istemez düşünüyor: Acaba aday olmamak da artık bir adaylık stratejisi mi? Yoksa Yalova’da siyasetin yeni yöntemi şu mu: Önce aday olmadığını açıkla, sonra aday gösterilmeni bekle! Tabii bunlar tamamen kulislerin bize fısıldadığı şeyler…
Biz sadece duyuyoruz.
Asıl ilginç olan ise şu: Kent Konseyi Başkanlığı için yaşanan hareketlilik, zaman zaman genel seçim atmosferini aratmıyor. Adaylar açıklanıyor. Destek arayışları konuşuluyor. Telefon trafiğinden bahsediliyor. Kulisler kuruluyor. İsimler masaya geliyor, bazı isimler masadan kalkıyor. Bir bakıyorsunuz yeni bir aday… Bir bakıyorsunuz “Ben yokum” açıklaması… Sonra başka bir isim… Derken yeniden ilk isim! Yalova Kent Konseyi adeta kendi içinde küçük bir seçim kampanyasına dönüşmüş durumda.
Buraya kadar sorun yok. Demokrasi varsa yarış da olur. Ancak insanın sormadan edemediği bir başka soru var: Peki bütün bu heyecanın sonunda ne olacak? yada Kent Konseyi Başkanlığı ‘bir sıçrama tahtası mıdır?’
İşte zurnanın zırt dediği yer burası. Yıllardır Yalova’da Kent Konseyi konuşuluyor. Başkanlar geliyor, başkanlar gidiyor. Yönetimler değişiyor. Toplantılar yapılıyor. Çalışma grupları kuruluyor. Açıklamalar yapılıyor. Peki vatandaşın hayatında ne değişiyor? İşte bu sorunun cevabı konusunda vatandaşın kafası hâlâ biraz karışık. Sokaktaki vatandaşa mikrofon uzatsanız: “Kent Konseyi ne iş yapıyor?” diye sorsanız, alacağınız cevapların önemli bir kısmı muhtemelen:
“Valla… tam olarak bilmiyorum.”
İşte asıl mesele de burada. Başkanlık koltuğu için bu kadar büyük bir mücadele veriliyorsa, o koltuğun neden bu kadar önemli olduğu da kamuoyuna anlatılmalı. Çünkü vatandaş şunu görmek istiyor: Kim başkan olacak? sorusundan önce, Kent Konseyi Yalova için ne yapacak?
Şimdi aday olanlara da adaylığı konuşulanlara da küçük bir hatırlatma yapmak gerekiyor. Kent Konseyi Başkanlığı bir “etiket” değildir. Bir fotoğraf karesinde ortada durmak için alınacak bir görev hiç değildir. Bu koltuğa talip olan herkesin Yalova’ya dair bir sözü, bir projesi, bir hedefi olmalı. “Ben daha iyi yaparım.” Güzel.
Neyi daha iyi yapacaksınız?
“Yalova için çalışacağım.”
Harika.
Nasıl çalışacaksınız?
“Katılımcı yönetim olacak.”
Peki…
Hangi konularda, hangi mekanizmalarla?
İşte kamuoyu artık bunları duymak istiyor.
Çünkü Yalova’nın yeni bir isim tartışmasına değil, yeni bir vizyona ihtiyacı var.
Kent Konseyi Başkanlığı yarışı daha şimdiden Yalova’nın en hareketli kulislerinden biri haline geldi. Adaylar var. Aday olmayanlar var. Adaylığı konuşulanlar var. “Ben yokum” diyenler var. Bir de bütün bunları uzaktan izleyen vatandaş var. Vatandaşın kafasındaki soru ise çok daha basit: “İyi de kardeşim, Kent Konseyi bizim için ne yapıyor?”
Belki de başkan adaylarının ilk olarak bu soruya cevap vermesi gerekiyor. Çünkü mesele “Kim başkan olacak?” meselesi değil. Asıl mesele: “Başkan olan ne yapacak?” Yoksa isimler değişir, koltuklar değişir, yönetimler değişir… Ama Yalova’nın yıllardır değişmeyen sorusu aynı kalır: Kent Konseyi’nin varlığı ile yokluğu arasında gerçekten ne fark var?
İşte cevabı verilmesi gereken asıl soru budur.
Gerisi?
Kulis…
O zaten Yalova’da hiç bitmiyor.
Bilmem anlatabildim mi?
Sağlıcakla kalın.

