Bir şehirde dernek çok olabilir… Tabelası asılı, sosyal medya hesabı açık, birkaç fotoğrafla “faaliyet yapılıyor” görüntüsü veren dernekler de… Ama mesele dernek kurmak değil. Mesele, o tabelanın altını doldurabilmek. Mesele, seçimden seçime ortaya çıkmak değil; insanların iyi gününde de kötü gününde de yanında olabilmek. Mesele, “Hangi belediye başkan adayını desteklesek?”, “Kimi meclis üyesi yapsak?” hesabından önce, “Bu şehir için ne yapabiliriz?” diye düşünebilmek. İşte tam da bu noktada Yalova’da kısa süre önce kurulan bir dernek dikkat çekmeye başladı:
Yalova Hınıslılar Derneği.. Ve bu derneğin başında da iş adamı Yunus Kaplan var.
Bir şehirde dernek çok olabilir… Tabelası asılı, sosyal medya hesabı açık, birkaç fotoğrafla “faaliyet yapılıyor” görüntüsü veren dernekler de… Ama mesele dernek kurmak değil. Mesele, o tabelanın altını doldurabilmek. Mesele, seçimden seçime ortaya çıkmak değil; insanların iyi gününde de kötü gününde de yanında olabilmek. Mesele, “Hangi belediye başkan adayını desteklesek?”, “Kimi meclis üyesi yapsak?” hesabından önce, “Bu şehir için ne yapabiliriz?” diye düşünebilmek. İşte tam da bu noktada Yalova’da kısa süre önce kurulan bir dernek dikkat çekmeye başladı:
Yalova Hınıslılar Derneği.. Ve bu derneğin başında da iş adamı Yunus Kaplan var.
Yalova’da bazı derneklerin faaliyetlerine baktığınızda, insan ister istemez “Bu dernek gerçekten ne yapıyor?” diye sorabiliyor. Çünkü dernekçilik sadece tabela asmakla, belirli günlerde açıklama yapmakla ya da seçim dönemlerinde siyasi aktörlerle yan yana fotoğraf vermekle olmaz. Dernekçilik; insana dokunmakla, dayanışmayı büyütmekle ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilmekle anlam kazanır. Yalova Hınıslılar Derneği ise kısa geçmişine rağmen bunu sahada göstermeye başladı.

Önce çocuklara yönelik tiyatro şenliği… Ardından 2. Geleneksel Hınıslılar Şenliği… Ve sadece Hınıslılarla sınırlı kalmayan bir anlayış. Asıl dikkat çekici olan da burada başlıyor. Çünkü Yunus Kaplan ve yönetimi, dernek faaliyetlerini yalnızca hemşehri buluşmaları üzerinden şekillendirmiyor. İhtiyaç sahibi ailelere de el uzatıyor. Üstelik bunu alkış almak için yapmıyor. Fotoğraf çektirip sosyal medyada paylaşmak, “Şu aileye yardım ettik” diyerek bunu kamuoyunun önüne koymak yerine, mümkün olduğunca bu noktada sessiz kalmayı tercih ediyor.
Belki de gerçek dernekçilik tam olarak budur.
Yardımın en güzel hali, ihtiyaç sahibinin onurunu koruyandır. Bugün birçok yardım faaliyetinin sosyal medyada paylaşılmasına alıştık. Kimin ne aldığı, kimin ne verdiği, kimin hangi aileye yardım ettiği… Oysa Yunus Kaplan ve ekibinin yaklaşımında başka bir anlayış göze çarpıyor:

“Alan el, veren eli bilmez.”
Bence bu anlayış, alkışlanmayı beklemeden iyilik yapmanın en kıymetli taraflarından biri. Çünkü gerçekten ihtiyaç sahibine ulaşmak istiyorsanız, yaptığınız iyiliğin reklamını yapmak zorunda değilsiniz. İyilik zaten kendisini gösterir.
Yalova Hınıslılar Derneği’nin önümüzdeki süreçte kentte daha fazla görünür olacağını düşünüyorum. Ancak buradaki “görünürlük” kelimesini tabela, afiş veya sosyal medya paylaşımı olarak düşünmemek gerekiyor.
Benim kastettiğim; sosyal sorumlulukta, kültür ve sanatta, çocuklara yönelik etkinliklerde, dayanışmada ve kent yaşamında daha fazla söz sahibi olmak. Çünkü bir derneğin gücü, sadece üye sayısıyla ölçülmez. Bir derneğin gerçek gücü, kaç kişinin hayatına dokunduğuyla ölçülür. Yunus Kaplan ve yönetiminin kısa zamanda ortaya koyduğu tablo da tam olarak bunu gösteriyor.
Elbette derneklerin kent yönetimleriyle, siyasetçilerle ve yerel aktörlerle ilişkileri olacaktır. Bu son derece normal. Ancak bir derneğin varlık sebebi siyasi hesapların içerisinde kaybolmamalı. Bugün “Kimi aday gösterelim?”, “Kimi destekleyelim?” tartışmalarından önce; “Kimin çocuğunu sevindirebiliriz?”, “Hangi ailenin ihtiyacını giderebiliriz?” veya “Kentimize hangi kültürel değeri kazandırabiliriz?” diye sorabiliyorsanız, işte o zaman yaptığınız işin adı gerçekten dernekçilik olur.
Yunus Kaplan’ın başkanlığındaki Yalova Hınıslılar Derneği’nin şu ana kadarki çalışmalarında benim dikkatimi çeken de bu oldu.
Belki henüz yolun başındalar. Belki önlerinde daha yapılacak çok iş, gerçekleştirilecek çok proje var. Ama kısa sürede ortaya koydukları çalışmalar, Yalova Hınıslılar Derneği’nin sıradan bir hemşeri derneği olmayacağının işaretlerini veriyor.
Çocukların yüzünü güldüren etkinliklerden sosyal dayanışmaya… Hemşehri buluşmalarından kent yaşamına katkı sunmaya kadar uzanan bir anlayış ortaya koyuyorlar. Ve açık söylemek gerekirse; Yalova’nın tabelası bol, faaliyeti az derneklerden çok; sahada olan, üreten, dayanışmayı büyüten derneklere ihtiyacı var. Başkan Kaplan ve ekibi de kısa zamanda bu konuda kendilerine bir alan açmayı başardı.
Belki de bundan sonraki süreçte Yalova’da Hınıslılar Derneği’ni daha çok konuşacağız. Ama umarım konuşacağımız şey; hangi siyasi adayı destekledikleri değil, hangi çocuğun yüzünü güldürdükleri, hangi ailenin kapısını çaldıkları ve bu kent için hangi güzel işe imza attıkları olur.
Çünkü dernekçilik budur.
Tabelada değil, insanın hayatında iz bırakmaktır.
Ve görünen o ki; Yunus Kaplan ile Yalova Hınıslılar Derneği, bu izin peşinden gidiyor.
İşini ve görevini layığıyla yapan derneklere asla lafımız yok ama Yalova’da sayısının 400 küsur olduğunu düşündüğümüz ‘tabela derneği olmaktan öteye gitmeyen’ derneklere Yalova Hınıslılar Derneğinin çalışmalarının örnek olmasını temenni ederiz.
Bilmem anlatabildim mi?
Sağlıcakla kalın!
