Yalova Ticaret ve Sanayi Odası’nda artık takvim konuşmuyoruz, sandığı konuşuyoruz. 17 Ekim 2026… Tarih belli. Meslek komiteleri ve meclis üyelikleri için süreç başlıyor. Dolayısıyla bundan sonra YTSO’da “kim ne düşünüyor?” sorusunun yerini yavaş yavaş “kim ne yapıyor?” sorusu alacak.
Yalova Ticaret ve Sanayi Odası’nda artık takvim konuşmuyoruz, sandığı konuşuyoruz. 17 Ekim 2026… Tarih belli. Meslek komiteleri ve meclis üyelikleri için süreç başlıyor. Dolayısıyla bundan sonra YTSO’da “kim ne düşünüyor?” sorusunun yerini yavaş yavaş “kim ne yapıyor?” sorusu alacak.
Çünkü seçim kapıya dayandığında kulis başka, sandık başka konuşur. Ve ticaret odası seçimlerinin en sert tarafı da tam burada başlar.
Bugün YTSO çevresinde farklı isimlerin, farklı ekiplerin ve farklı senaryoların konuşulması son derece doğal. Ancak şunu kimse unutmasın: Aday olmak kolaydır, ekip kurmak zordur.

Bir isim çıkıp “Ben adayım” diyebilir. Peki? Kaç meslek grubunu aynı masada buluşturabilecek? Kaç üyeye ulaşabilecek? Kaç sektörün sorununu gerçekten biliyor? Kaç projesi var? Ve en önemlisi… Sandık günü kaç kişiyi gerçekten sandığa getirebilecek?
İşte asıl mesele burada. YTSO seçimi bir isim yarışından ibaret değil. Meslek komitelerinden meclise, meclisten yönetime uzanan çok katmanlı bir temsil mücadelesi söz konusu. Bu nedenle önümüzdeki dönemde sosyal medyada verilen fotoğraflardan, kulislerde fısıldanan isimlerden veya birkaç toplantıdan çok daha fazlasına bakmak gerekiyor.
Bugünün YTSO tablosunda dikkat çeken başlıklardan biri de Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Demiryürek ile Meclis Başkanı Abdurrahman Tutuğ’un aynı yönetim döneminde görev yapıyor olması. TOBB’un güncel oda bilgilerinde de Demiryürek Yönetim Kurulu Başkanı, Tutuğ ise Meclis Başkanı olarak yer alıyor. Bu iki makamın uyumu, oda yönetiminin işleyişi açısından elbette önemli.

Nitekim YTSO’nun son dönem faaliyetlerinde Demiryürek ve Tutuğ’un birlikte katıldığı çeşitli toplantı ve temaslar görülüyor. Eylül ayında YTSO heyetinin TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmede de iki isim aynı heyette yer aldı. Görüşmede gemi inşa sanayisi, tersane yan sanayisi ve süs bitkileri sektörünün finansmana erişimi gibi başlıklar gündeme taşındı. Ama burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:
Birlikte hareket etmek başka, sandıkta karşılık bulmak başka. Seçim sonucunu belirleyecek olan nihayetinde YTSO üyelerinin tercihi olacak. Dolayısıyla mevcut yönetim açısından da mesele yalnızca geçmiş dönemde yapılanları anlatmak değil. “Yeni dönemde ne yapacağız?” sorusuna güçlü cevap vermek.
Bence bu seçimin en sert sorusu şu olacak: “Peki bundan sonra ne yapacaksınız?”
Çünkü Yalova iş dünyasının beklentileri artık yalnızca ziyaret fotoğrafları ve toplantı tutanaklarından ibaret değil. Sanayici çözüm istiyor. KOBİ finansmana erişim konusunda nefes almak istiyor. Tersaneler ve yan sanayi daha güçlü bir ekonomik ekosistem istiyor. İhracatçı önünü görmek istiyor. Esnaf maliyet baskısının altında ezilmeden büyümek istiyor. Genç girişimci destek istiyor. Yatırımcı bürokrasiyle boğuşmadan iş yapmak istiyor. Süs bitkileri sektörünün finansman sorunu var. İstihdam meselesi var. Nitelikli personel sorunu var. Ve bütün bunların üzerinde Yalova’nın ekonomik potansiyelini daha güçlü şekilde ortaya çıkarma meselesi var.
İşte seçim masasında bunlar konuşulmalı.
Yoksa…
“Bizim ekip güçlü.”
“Bizim arkamızda şu isim var.”
“Biz şu kadar kişiyiz.” gibi cümlelerin tek başına ekonomik bir karşılığı yok.
YTSO seçimleri yaklaşırken benim asıl merak ettiğim konu şu: Kaç grup var? değil. Bu gruplar Yalova ekonomisi için ne üretecek? Çünkü unvanların, makamların ve kartvizitlerin ekonomiye doğrudan katkısı yok.
Üretim varsa değer vardır. Proje varsa karşılığı vardır. Çözüm varsa anlamı vardır. Üyenin sorununu Ankara’ya taşıyabiliyorsanız anlamlıdır. Finansmana erişim için kapı açabiliyorsanız anlamlıdır. Yalova’daki işletmenin önündeki bir engeli kaldırabiliyorsanız anlamlıdır. Yoksa oda yönetimi yalnızca koltuk dağılımından ibaret kalır. Ticaret odası, ticaret yapanların odasıdır.
Bunu unutmamak gerekir.
Elbette çıkabilir. Çıkmalıdır da. Çünkü seçim varsa alternatif vardır. Alternatif varsa rekabet vardır. Rekabet varsa projeler konuşulabilir. Fakat burada da başka bir gerçek var: Aday açıklamakla seçim kazanılmaz.
Ekip gerekir. Organizasyon gerekir. Meslek gruplarıyla temas gerekir. Sahaya inmek gerekir. Üyenin kapısını çalmak gerekir. Ve en önemlisi, yalnızca kendi çevrenizi değil, farklı sektörleri ortak bir hedef etrafında buluşturmanız gerekir. YTSO gibi çok farklı sektörlerin temsil edildiği bir yapıda bunu yapmak hiç kolay değildir. Bu yüzden önümüzdeki haftalarda çok isim duyacağız. Bazıları gerçekten sahaya inecek.
Bazıları kuliste kalacak. Bazıları ekip kuracak. Bazıları ise sadece adaylık açıklamasıyla yetinecek. Sandık bütün bu farkı ortaya çıkaracak.
Bence 17 Ekim’in asıl hikâyesi burada. YTSO üyeleri yalnızca isimleri değil, aynı zamanda bir yönetim anlayışını değerlendirecek. Devam mı? Değişim mi?
Yeni kadro mu? Mevcut kadro mu?
Yeni proje mi? Mevcut projelerin devamı mı?
Bunların cevabını üyeler verecek. Benim köşemden söyleyeceğim ise şu: Bu seçimde en yüksek sesle konuşanın değil, en somut projeyi ortaya koyanın konuşulması gerekiyor.
Çünkü Yalova’nın artık sloganlardan çok çözüme ihtiyacı var. Fotoğraftan çok icraata… Kulislerden çok projeye… Unvandan çok üretime… Ve alkıştan çok hesap verebilirliğe…
Bugün kim güçlü? Kim zayıf? Kim avantajlı? Kim dezavantajlı? Bunların hepsi konuşulabilir. Ama sandık kurulmadan kesin hüküm vermek doğru değil. Çünkü ticaret odası seçimlerinin gerçek sahibi adaylar da değil, kulisler de değil. Üyelerdir.
Ve sandık günü herkesin önünde tek bir gerçek olacak: Oy.
O gün ne sosyal medya paylaşımı konuşacak… Ne kulis… Ne makam… Ne unvan… Ne de “benim arkamda şu kadar kişi var” cümlesi. Sandık açılacak. Zarflar açılacak. Oylar sayılacak. Ve YTSO üyelerinin tercihi ortaya çıkacak.
İşte o zaman herkesin gerçek gücü belli olacak.
Çünkü seçim öncesinde herkes güçlü görünür.
Asıl güç, sandıkta ölçülür.
Sağlıcakla kalın..

