Yalova küçük bir şehir… Ama meseleleri büyük. Hele konu esnaf olunca, mesele sadece bir dükkânın kepenginin açılıp kapanması değil. Mesele; vergi, istihdam, kira, elektrik, personel gideri, aile geçindirmek, sabah dükkânı açarken taşınan umut ve akşam kepenk indirirken yapılan hesap meselesidir.
Yalova küçük bir şehir… Ama meseleleri büyük. Hele konu esnaf olunca, mesele sadece bir dükkânın kepenginin açılıp kapanması değil. Mesele; vergi, istihdam, kira, elektrik, personel gideri, aile geçindirmek, sabah dükkânı açarken taşınan umut ve akşam kepenk indirirken yapılan hesap meselesidir.
Tam da bu noktada sormak gerekiyor:
Yalova’nın esnafı kendi şehrinde ne kadar korunuyor?

Son günlerde bu soruyu yeniden gündeme taşıyan önemli bir tartışma yaşandı. Yalova’da düzenlenen ELITEFEST Alışveriş Festivali’ne kent dışından çok sayıda satıcının katılması, Yalova Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nın tepkisini beraberinde getirdi. YESO Başkanı Aydın Kacır, organizasyonun yerel esnaf açısından haksız rekabet oluşturabileceğini savundu. YESO tarafından yapılan açıklamada, dışarıdan gelen geçici ticari organizasyonların yerel esnaf üzerindeki ekonomik baskıyı artırabileceği ifade edildi.
Burada bir parantez açalım. Festival yapılmasın mı? Elbette mesele bu kadar basit değil. Yalova farklı kültürlerin buluştuğu, farklı şehirlerden insanların geldiği bir kent. Kültürel etkinlikler, festivaller, sosyal organizasyonlar elbette yapılabilir. Hatta yapılmalıdır. Fakat kültür ile ticaret arasındaki çizgi nerede başlıyor? Bir etkinlik ne zaman sosyal organizasyon olmaktan çıkıp doğrudan ticari faaliyete dönüşüyor?
Ve en önemlisi:Bu ticari faaliyetin Yalova’daki yerel esnafa etkisi kim tarafından hesaplanıyor? İşte asıl tartışılması gereken konu bu.

Yalova’da yıllardır ticaret yapan bir esnaf düşünün. Dükkân kirasını ödüyor. Personel çalıştırıyor. Vergisini veriyor. Elektriğini, suyunu, aidatını, SGK’sını, stopajını ve diğer giderlerini karşılıyor. Çocuğunu bu şehirde okutuyor. Alışverişini bu şehirde yapıyor. Kazandığının önemli bölümünü yine bu şehirde harcıyor. Yani ekonomik döngünün içerisinde kalıyor. Sonra birkaç günlük bir organizasyon geliyor. Kent dışından firmalar stant açıyor. Satış yapıyor.
Yalova’daki tüketicinin parasından pay alıyor. Ardından organizasyon bitiyor ve şehirden ayrılıyor. Burada şu soruyu sormak kimsenin hakkına saldırmak değildir: Yerel esnaf ile geçici ticari organizasyon arasında adil rekabet şartları gerçekten oluşuyor mu?
Bu soru sorulmalıdır. Hem de yüksek sesle. Çünkü mesele yalnızca bugün satılan bir mont, kazak veya ayakkabı değildir. Mesele Yalova’nın ticaret düzenidir.
Bence meselenin en çarpıcı tarafı burası. Yalova’da ticaret yapan bir esnafımıza başka bir şehirde aynı imkânların sunulduğunu düşünelim. Yalova’daki bir esnaf, örneğin başka bir ilin merkezinde birkaç günlüğüne stant açıp satış yapmak istediğinde aynı kolaylıklarla karşılaşabilecek mi? Aynı alan tahsis edilecek mi? Aynı izin süreçlerinden geçecek mi? Aynı şartlarda ticaret yapabilecek mi?
Yoksa mesele Yalova olunca işler biraz daha mı kolay? İşte bu sorunun cevabı önemlidir. Çünkü yerel yönetimlerin görevi yalnızca etkinlik düzenlemek değildir. Kentte yaşayan insanların ekonomik hayatını da gözetmek zorundadır. Bir belediye sosyal etkinlik düzenleyebilir. Bir festival yapılabilir. Bir organizasyon kente hareketlilik getirebilir. Ancak bunun yanında;
“Bu organizasyon Yalova esnafına ne kazandıracak?” sorusu da mutlaka sorulmalıdır.
Burada tartışmanın bir başka boyutu daha var. Bir organizasyon kentte yapılıyorsa bunun belirli izin ve tahsis süreçlerinden geçmesi gerekiyor. Dolayısıyla kamuoyunun sorması gereken soru şu: Bu tür ticari organizasyonlara hangi kurumlar, hangi kriterlerle izin veriyor?
Amaç festivali engellemek değil. Amaç şeffaflık. Amaç kriterlerin ortaya konulması. Amaç Yalova esnafının da bu süreçte söz sahibi olması. Eğer bir organizasyon yapılacaksa; Yalova esnafı neden dahil edilmiyor? Yalova’daki odalar neden önceden bilgilendirilmiyor? Yerel esnafa stant imkânı neden öncelikli olarak sunulmuyor? Kent dışından gelen ticari işletmeler için hangi şartlar uygulanıyor? Etkinliğin Yalova ekonomisine katkısı ölçülüyor mu? Bu soruların tamamı cevaplanabilir.
Ve cevaplanmalıdır.
Çünkü şeffaflık varsa tartışma azalır.
Asıl tehlike burada. Bir belediye veya kamu kurumu, aldığı bir kararla istemeden de olsa toplumda “Yalova esnafının görüşü önemsenmiyor” algısı oluşturabilir. Benim itirazım tam olarak buna. Hiçbir kurumun böyle bir algının oluşmasına izin vermemesi gerekir. Çünkü Yalova esnafı bu şehrin yabancısı değil, ta kendisidir. Bu şehrin ekonomik hayatının en önemli parçalarından biridir.
Yalova’nın caddelerinde kepenk açan, yıllarca aynı müşteriye hizmet veren, çocuğunu bu şehirde büyüten esnafın emeğini görmezden gelmek doğru değildir.
Bugün ELITEFEST konuşuluyor. Yarın başka bir festival konuşulacak. Öbür gün başka bir organizasyon gelecek. Asıl mesele bir etkinliğin adı değil. Asıl mesele Yalova’da ticaret politikası olup olmadığıdır. Eğer her organizasyon yalnızca “vatandaş geliyor, alışveriş yapıyor” mantığıyla değerlendirilirse, yerel esnafın uzun vadeli durumu gözden kaçabilir. Oysa başka bir pencereden bakmak gerekiyor. Yalova’da ticaret yapanların ne kadarı kentte vergi ödüyor? Ne kadarı istihdam sağlıyor? Ne kadarı yıl boyunca burada faaliyet gösteriyor? Ne kadarı kazancını yine Yalova ekonomisine aktarıyor?
Bunlar ölçülmeli.
Bu cümle kulağa basit gelebilir. Ama ekonomik açıdan oldukça önemlidir. Bir şehirde kazanılan paranın mümkün olduğunca o şehirde dolaşması; esnafın, çalışanın, tedarikçinin, üreticinin, nakliyecinin, kiracının, ev sahibinin ve yerel ekonominin tamamına etki eder. Bu nedenle yerel yönetimlerin etkinlik politikası oluştururken yalnızca ziyaretçi sayısına değil, yerel ekonomik etkiye de bakması gerekir.
Festival kaç kişi getirdi? Kaç stant açıldı? Kaç ürün satıldı? Bunlar kadar; Yalova esnafına ne kaldı? sorusunun da cevabı aranmalıdır.
Yalova’nın festivallere ihtiyacı olabilir. Sosyal etkinliklere de ihtiyacı var. Ama Yalova’nın en az bunlar kadar güçlü bir yerel ticaret politikasına ihtiyacı var. Esnaf odalarıyla, ticaret kuruluşlarıyla, belediyelerle, kamu kurumlarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte bir masa kurulabilir. “Yalova’da hangi tür ticari organizasyonlara izin verilmeli?” “Yerel esnaf nasıl dahil edilmeli?” “Kent dışından gelen ticari işletmeler hangi kriterlere tabi olmalı?” “Denetim nasıl yapılmalı?” “Vergi ve istihdam açısından hangi şartlar aranmalı?” Bütün bunlar konuşulabilir.
Ve ortak bir yönetmelik veya ilke seti ortaya çıkarılabilir. Böylece tartışma kişiselleşmez. Kimse hedef gösterilmez. Ama Yalova esnafı da sahipsiz bırakılmaz.
Siyaset yapmak başka bir şeydir. Esnafın ekonomik taleplerini dile getirmek başka. Ancak demokratik sistemin temel gerçeklerinden biri şudur: Vatandaş, yöneticilerin kararlarını değerlendirir.
Bugün esnafın yaşadığı bir sorun yarın sandıkta farklı bir değerlendirmeye dönüşebilir. Bu yalnızca Yalova’ya özgü bir durum değildir. İnsanlar ekonomik hayatlarını etkileyen kararları unutmaz. Esnaf da unutmaz. Vatandaş da unutmaz. Fakat burada benim söylemek istediğim bir “şu kişiyi seçin, bunu seçmeyin” meselesi değildir. Tam tersine… Kim yönetiyorsa yönetsin, Yalova esnafının sesini duysun.
Bugün bir belediye başkanı… Yarın başka bir belediye başkanı… Bugün bir bürokrat… Yarın başka bir bürokrat… İsimler değişebilir.
Ama Yalova esnafının talebi değişmez:
“Ben bu şehrin ekonomisine katkı sağlıyorum. Ben de bu şehrin kararlarında dikkate alınmak istiyorum.”
Yalova’nın kapıları herkese açık olabilir. Olmalıdır da. Farklı şehirlerden gelen vatandaşlara, yatırımcılara, girişimcilere, kültürlere ve ziyaretçilere kapımız açık. Ancak Yalova’nın kapısını açarken Yalova’nın kendi esnafını kapının dışında bırakmayalım. Festival yapalım. Etkinlik yapalım. Kültürümüzü tanıtalım. Şehrimize insan getirelim. Ama aynı zamanda Yalova’da yıllardır kepenk açan esnafımızı da o festivalin içine katalım.
Yerel esnafın kazanacağı bir model oluşturalım. Çünkü mesele “festival olsun mu, olmasın mı?” değil.Mese le çok daha büyük: Bu şehirde ekonomik değer nasıl üretilecek ve kimlerle paylaşılacak?
Yalova esnafının sorduğu soru aslında çok net: “Ben bu şehrin ekonomisine yıllardır omuz veriyorsam, bu şehirde alınan ekonomik kararlarda benim de sözüm olacak mı?” Bence artık cevap verilmesi gereken soru budur.
Sağlıcakla kalın..

