YALOVA VE DEPREM GERÇEĞİ

Yayınlama: 20.02.2023
A+
A-

99’dan , 23’e….
Neredeyse 24 sene geçti..
Beklenen büyük İstanbul depremi uzmanlara göre neredeyse kapımızda .
Bence 99’u unuttuk…
Sadece 17 ağustosta göstermelik olarak , birde ülkede büyük depremler oldukça hatırlıyor , üç-beş gün konuşup yine unutuyoruz.
Kat artışlarında hala sınır yok…
Yeni kentsel dönüşüm bölgelerinde 7-8 katlardan bahsediliyor…
İnsan popülasyonu , üremekle, alınan göçlerle arttıkça artıyor……
Trafik aynı…
Toplanma sahasına okul yapılıyor….
Şehir stadı yerinden edilip , imara açılma hesapları yapılıyor….
Yani bir felaket daha yaşasak neredeyse saklanacak , korunacak yerlerimizde kalmadı .
Yaşayacaklarımızda , başta bizzat bizler olmak üzere , mahalli idarecilerimiz ve devletimizde suçlu olacak . Yani suçlayacak kimseyi bulamayacak ve ah’lar – vah’larla sayısız kayıpla bir süre daha konuşacağız .
Yetkililerle konuştum .
Öncelikle Yalova merkez , Çınarcık , Çiftlikköy büyük risk altında ..
Fatih caddesinde 99 öncesi yapılıp , deprem görmüş herhangi bir binayı veya daireyi bana şimdi bedava verseler alıp içine girmem !
Çünkü 99’dan hasarlı çıkan bir çok binamız , anında çatlak yerleri saklanarak gizlendi.
Ben depreme İmar sokaktaki evimizde yakalanmıştım . Mesela bizim tam karşımızdaki 5 katlı bina esneyerek değil , bizzat temelden sağa-sola sallanıyordu . O zamanlar bilenlere sorduğumda TEMEL PABUÇLARI KIRILMIŞ denmişti. O bina hala aynı şekilde ayakta !
Böyle yüzlerce binaya sahibiz .
Kentsel dönüşüm uygulanacak olan Bağlarbaşı mahallemize bakalım mesela .
Roman mahallesinde kamyon geçse yer değiştiren bir zemin var . Gözlerimle gördüm. Hele mezarlığa doğru çıkarken mahalle çıkışındaki ilk sağa dönüş yolu paramparça.
UEDAŞ’ın arkasındaki tepe alan kesinlikle zemin sıvılaşmasına sahip .
Burada bir zamanlar sadece emekli hakim rahmetli Halil Akıncı amcanın iki katlı binası vardı. Şimdi oralar binalarla doldu veya dolduruldu.
Rahmetli, Işıkara , Halk Eğitim merkezinde 99 depremi sonrası yaptığı konuşmada aynen şunu demişti : “ Dua edin ,deprem ağustos gibi kurak bir sezonda oldu . Eğer bu deprem sulak yağmurlu bir mevsimde olsaydı , Esentepe ve Emir Bayırı olduğu gibi sahile kadar inerdi !”
Buna rağmen bakın şimdi Esentepe ve Emir Bayırındaki yapılaşmaya !
Eski belediye başkanımız Yakup KOÇAL ile konuştum . Dedikleri aynen şöyle :
“ Hasar tesbit çalışmaları yapıldı . Devletimiz Vakıflar bankası vasıtası ile mali destek de verdi. Ama vatandaşı zorunlu bırakmadı. Kendi kararına bıraktı . Sonuç bu oldu .
Belediye suçlu . Çünkü ayakta kalan binaların testleri doğru yapılmadı . Sadece güçlendirme ile geçiştirilmesine göz yumdu . Yani ahbap-arkadaş –partili ilişkisi uygulandı .
Biz dönemimizde tüm binaların , beton kalıp ve karot testlerini yaptırdık . Jeolojik olarak tüm bölgemizin tesbitlerini yaptırdık . Ve tüm verileri Şehircilik il müdürlüğümüze verdik. Hala bu raporlar orada . Girilip veya başvurulup tüm bu tesbitlere sahip olunabilir.
Bu veriler ışığında daha o zaman kentsel dönüşüm için çalışma yaptık . Hükümet onayını aldık . Kentsel dönüşümün ihaleleri Ankara’da yapıldı . Ve bir üstlenici firmaya verildi. O firma geldi. İlimizde konuşlandı . Benim dönemimden sonra Salman başkan döneminde birdenbire bu firma uygulamadan çekildi ve proje rafa kaldırıldı . O zaman ne oldu da bu kaldırıldı , anlamakta güçlük çekiyoruz.”
Bu konuşmaya şahit olunca ben suçu tamamen vatandaşa atıyorum. Çünkü kendine saygısı olmayan bireylerden oluşan bir toplumuz demek ki ?
Hal böyleyken gelelim günümüze :
Toplanma alanlarımız nerede ?
Binalarımız ne durumda ?
Yapı Denetim kurumlarımız ile müteahhit ilişkisi ne alemde ?
Artı olarak ; konteyner stoğumuz var mı ?
Hijyenik malzeme , ecza stoklarımız var mı ?
Seyyar WC kontenjanımız var mı ?
Üstelik an itibarı ile şu veya bu şekilde iktidar partisinden belediyemiz var . Umarım bu sorularımın cevapları olur .
Bakın devlete bir önerim var.
Hem de bir örnek ile . Anlatayım :
Biliyorsunuz ki kullandığımız su pet şişeleri doğada minimum 500 sene kalıyor . Devlet su fabrikalarına üretim yapmaları karşılığında bir şart koydu . Dedi ki , ürettiğiniz her pet şişenin minimum % 70’ini geri dönüşüme toplayıp vereceksiniz . Yoksa üretim izni yok. Onun için geri dönüşümcüler için bu petler çok önemli. Toplayıcılar içinde üstelik.
Şimdi aynı şekilde , acaba hükümetimiz , ecza , hijyen , gıda , seyyar wc , konteyner , tekstil , vesair üreticilerimizden , üretim izni karşılığı felaket döneminde kullanılmak üzere üretimde acil durum kotası garantisi alamaz mı ? Eğer alırsa , bir felaket anında kimlerin hangi ürünlerini felaket bölgelerine ne miktarda yollayacağı daha önceden belirlenmiş ve var olmuş olmaz mı ?
Bakın bir örnek daha KOZMİK oda baskını öncesi , savaş durumunda sivil savunma sistemimiz içinde , görevli sivil savunma liderlerinin nereden hangi mühimmatı bulacağı belli idi . KOZMİK ODA deşifre olunca tüm mühimmat adresleri bulundu . Balyoz ve Ergenekon olaylarında ortaya çıktı ve bulunanlar tekrar askeri envantere iade edildi . Yani kozmik oda deşifre olmasaydı halkımız liderleri otoritesinde savaş dönemi kendini savunmaya imkan bulabiliyordu. Şimdi o imkan kalmadı . Aynı sistem içerisinde felaket dönemlerine hazır olabilir diye düşünüyorum .
Saygılarımla

Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.